Ağaç halinden ürüne dönüşünceye kadar, ahşabın bahsedilen bu özelliklerinin gözönünde bulundurularak, gerek işleme yöntemleri ve ahşap cinslerinin seçimi, gerekse nemi fazla olan
TARİHİ AHŞAP ESERLERİN KORUNMASI Tarih boyunca ağacı işleyip şekillendiren insanoğlu gerek kullanım amaçlı gerekse sanatsal nitelikli eserleri yaratırken, bilgi, sezgi, ustalık ve tecrübesini de kullanıyordu. Bu açıdan, ahşap ürünlerin ait oldukları döneme ilişkin sayısız bilgiyi gelenek, kültürel ve sanatsal düzey, sosyal ve ekonomik hayat vb. günümüze taşıyor olmalarından dolayıdır ki titizlikle korunmaları ve gelecek nesillere aktarılmaları gerekiyor. Ahşap kültür varlıkları tüm tarihî eserler gibi, iki başlık altında incelenir. İlk gruptakiler genelde mimaride strüktürel öğe olarak yer alan taşınamazlardır; diğerleriyse, fonksiyonel, dekoratif veya sanat eseri niteliği taşıyan ve genellikle küçük boyutlu olan taşınabilir objeler. İlk gruptaki eserler dış şartlara daha çok maruz kaldıkları için daha hızlı yıpranmış, dolayısıyla devamlı korunma ve bakıma gereksinim duymuşlardır. İkinci gruptakiler, daha şanslı olmakla birlikte, bulundukları ortamın kendileri için uygunsuz şartlarından olumsuz etkilenirler. Dünya üzerinde binlerce ağaç vardır ve hemen hepsi farklı fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikler içerir. Bunları kısaca incelersek, ahşap eserlerin restorasyonu konusuna daha fazla ışık tutmuş oluruz. Ahşap bilindiği gibi hücre yapısına sahip, biyolojik faaliyetleri büyüme, beslenme, üreme vb. olan ağaçtan elde edilir. Hücreler, bu faaliyetlerini ağacın kesilmesiyle yitirmesine karşın, dış dünyayla ilişkiyi tamamen kesmez. Karşımıza, bulunduğu ortamın nemiyle sürekli alışveriş halinde milyonlarca hücreden oluşan bir yapı çıkar ortaya. Ahşapta sürekli devam eden bu özelliğe “higroskopi özelliği” adı verilir. Hücre yapısına sahip tekstil, deri, kemik, kağıt vb. tüm organik kökenli objeler de bu özelliği gösterir. Çevresiyle gerçekleştirdiği nem alışverişi ahşapta bazı olumsuzluklara yolaçar. Ortamın bağıl nemi ahşabın bünyesindeki nem seviyesinden az ise, ahşap içerdiği fazla nemi dışarı vererek kurur ve ufalır. Ortamın bağıl nemi ahşabın neminden fazla olduğu tersi durumda, ahşap ortamın nemini bünyesine çeker ve hücreler suyla dolarak şişer. Sonuçta, kütle boyutu büyür. İşte, ahşabın çalışması denilen küçülme, çatlama, çarpılma, kamburlaşma, genişleme vs: istenmeyen durumlar böyle oluşur. Ağaç halinden ürüne dönüşünceye kadar, ahşabın bahsedilen bu özelliklerinin gözönünde bulundurularak, gerek işleme yöntemleri ve ahşap cinslerinin seçimi, gerekse nemi fazla olan ağacın başlangıçta iyi kurutulmasının önemi de büyüktür. Tüm ahşap cinslerinin çalışma özellikleri farklıdır. Bu nedenle, taşınamaz ve taşınabilir ürünlerde bulunacağı yere göre uygun ağaç seçme zorunluluğu vardır. Ahşap, hücre yapısı gereği ağaçların cinsine göre değişen oranlarda bazı kimyasal maddeleri içermekle birlikte, iki ana maddeden oluşur. Esnek olan selüloz ile ağacın olgunlaşmasını sağlayan lignin, çeşitli yağlar, madensel ve organik maddeler, renk veren boyalar ve su, ağacın diğer bileşenleridir. Bu nitelikleriyle ahşap, bazı böcek ve mikroorganizmalar için besin kaynağıdır. Hem restorasyon ve konservasyonda, hem de yeni ahşap ürünlerde şiddetle bertaraf edilmesi gereken bu zararlılar, olumsuz şartlarda kolaylıkla üreyip yaşamlarını sürdürürler. 1. Konservasyon ve Restorasyon İlkeleri Ahşap eserlerin konservasyon ve restorasyonu yapılmadan önce, bozulma nedenlerinin iyi saptanması gerekir. Konservasyona geçildiğindeyse, öncelikle eserin bulunduğu yerde yapılan müdahaleler tercih edilmelidir. Ancak, çeşitli nedenlerden ötürü mekân değişimi zorunlu ise, tedavi yapılacak ortam ile eserin doğal ortamı arasındaki nem seviyeleri arasındaki farkın aşırı olmamasına dikkat edilmelidir. Eserin yeni yerine adaptasyonu, nem oranı farkının kademe kademe değiştirilmesiyle sağlanır. Ani değişikliklerin çatlama, kavlama, şişme vb. yaratması ve eserin çok büyük zarar görmesi kaçınılmazdır. Tarihî değerdeki ahşap obje tek çeşit ağaçtan yapılabildiği gibi, birkaç çeşit ağacın birarada kullanılmasıyla da üretilebilir. Ayrıca sedef, bağa, fildişi, çeşitli metaller, kâğıt, deri vb. malzemeyle de işlenmiş olabilir. Malzeme zenginliği, konservasyon ve restorasyon müdahalelerini kapsamlı kılar. Eserlerin uğradığı tahribat görsel ve aletli laboratuar analizleriyle saptanır. Sonuçlara göre de uygun tedavi yöntemi seçilir. Ahşap objenin konservasyon ve restorasyon programı, bir hastanın teşhis ve tedavi yöntemlerine benzer. Bu açıdan, tüm verilerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir. Mikroorganizmaların verdiği zararlara gelince... Böcekler ahşabın içinde yaşayıp onu yiyerek çürütür. Mantarlar da çeşitlerine göre ahşabı ıslak, kötü koku salan bir konuma sokarak yapısını bozar ve yüzeyde giderilemeyen renk lekeleri oluşturur. Ahşabı istila eden mantar ve böcek gibi biyolojik zararlıların faaliyetleri, ortamın nem oranı ve ısı derecelerinin iyi ayarlanmasına paralel olarak, etkin ilaçlı tedaviler sayesinde durdurulur. Geçmişte, ahşap objelere yapılan onarımların çoğu eserlerin ömrünü uzatmak bir yana, onlara zarar vermiştir. Tedavi esnasında bu uygulamalar mekanik ve kimyasal yöntemlerle geri alınır ve eser kurtarılır. Titiz bir çalışmayla obje ilk yapıldığı orijinal özelliklerine yaklaşır. 2. Patina ve Cilaya Dikkat Tüm tarihî eserlerin yüzeyinde, dış şartların etkisiyle ilk yapıldığı zamanki ham yüzey dokusundan farklı, ince bir tabaka oluşur. Buna patina adı verilir. Ahşap eserdeki patina ilkin obje üretildiği sırada, yüzeye uygulanan cila, boya vb. işlemlerle oluşturulan yüzey dokusu üzerinde, dış şartlardan etkilenerek zamanla oluşur. Sonuçta, yüzeyin rengi yapıldığı zamankinden farklı tonda çıkar karşımıza. Özellikle Türkiye'de çok sayıda ahşap esere malzeme olan ceviz ve meşede tanen oranının yüksek oluşu ve bu maddenin nemden çok etkilenmesi, ahşabın koyulaşmasına neden olur. Bir bakıma, ahşap yüzey nemle bağlantı kurarak kendi kendini boyar. Bu nokta konservasyonda uygulanılan yüzey temizleme ve yeniden cilalama işlemlerinde gözönünde bulundurulmalıdır. Maalesef, birde yapılan ahşap restorasyonlarında patinanın gerekliliği dikkate alınmadığından, pek çok değerli obje tahrip edilmektedir. Üzeri boyalı ve bezemeli ahşap eserlerde ise, boya tabakalarının yok olmaması için, temizleme işlemleri büyük bir titizlikle yapılmalıdır. Eğer, bu tabakalar pul pul olup dökülme durumuna gelmişse, temizleme işlemlerinden önce sağlamlaştırma yapılmalıdır. Konservasyonda bir diğer önemli safha, böcek ve mantarların tahribatıyla oluşan süngersi dokuyu sağlamlaştırmak için uygulanan konsolidasyon. Çok fazla tahrip olmuş dokulara uygulanan korisolidantlar doğal veya sentetik mum ve reçinelerle hazırlanır. Konsolidant seçimi de ilerde istenildiği zaman geri alınabilir türde olmasına dikkat edilmelidir. Gerekli yerlerin konsolide edilmesinden sonra, eserin strüktürünü oluşturma işlemine geçilir. Zaman içinde kopmuş, kırılmış, çatlamış yerler uygun yapıştırıcılar ve birleştirme yöntemleriyle yerlerine monte edilir. Eksik parçalar eserle aynı cins ağaçtan ve forma uygun şekilde, böcek ve mantarlara karşı sterilize edilmiş olarak hazırlanıp monte edilir. Bütün bunlardan sonra sıra, eserin bulunacağı ortamın olumsuz şartlarından korumak için yapılacak yüzey işlemlerine gelir. Esasen doğal cilalar tatbik edilmekle birlikte, kimi durumlarda sentetik esaslı koruyuculara da başvurulur. Eserin yeni yapılmış gibi pırıl pırıl görünmemesi, önemle gözetilmesi gereken bir ayrıntı sorunudur. Tedavisi tamamlanan eserlerin teşhir ortamlarında nem, ısı, ışık, biyolojik aktivite vb. açılarından kontrol altında tutulmaları da zorunludur. Ahşap objelerin toz, ısı, ışık, nem gibi olumsuz faktörlerden uzak tutulmasına, böceklere karşı periyodik ilaçlanmasına da özen gösterilmelidir. _________________________________________________________________ İlgili Etiket ve Başlıklar.. tarihi, tarihi ve, tarihi yerleri, tarihi eserler, tarihi eserleri, tarihi yerler, tarihi turistik, istanbulun tarihi, türkiye tarihi, tarihi güzellikleri, türkiyenin tarihi, nin tarihi, tarihi mekanlar, tarihi mekanları, türkiyedeki tarihi, ingilizce tarihi, izmirin tarihi, tarihi turistik yerler, istanbuldaki tarihi, tarihi eserlerin, türkiyede tarihi, tarihi eserlerimiz, tarihi güzellikler, tarihi yerlerin, tarihi fotoğrafları, tarihi turistlik, türkiyenin tarihi eserleri, bulunan tarihi eserler, tarihi isimleri, tarih eserleri, tarihi bilgiler, tarihi eseri, tarihi müzeler, türkiyedeki tarihi yerler, tarih eser, tarihi doğal güzellikler, istanbuldaki tarihi eserler, tarih eserler, tarihi bilgileri, tarihi zenginlikleri, turizm tarihi, tarıhı eserler, türkiye tarihi eserler, türkiye tarihi eserleri, önemli tarihi eserler, tarıhı eser, tarihi eserler hakkında, tarihi eserler nelerdir, tarihi mezarlar, türkiyede tarihi eserler, eski tarihi eserler, tarihi eserin, tarihi eserler bilgi, tarihi gezi, ankaradaki tarihi eserler, eser yerler, edirnenin tarihi eserleri, istanbulda tarihi eserler, tarihi eserlerin özellikleri, anadoludaki tarihi eserler, bursadaki tarihi eserler, konyadaki tarihi eserler, adanadaki tarihi eserler, antalyadaki tarihi eserler, izmirdeki tarihi eserler, kayserideki tarihi eserler, onemli tarihi eserleri, tarihi eserler haritası, türkiyenin tarihi eserler, kocaelideki tarihi eserler, nevşehirin tarihi eserleri, sivastaki tarihi eserler, türkiyedeki tarihi eserleri, ünlü tarihi eserler, adıyamanın tarihi eserleri, edirnedeki tarihi eserler, erzurumdaki tarihi eserler, illerin tarihi eserleri, tarihi eserler ingilizce, trabzondaki tarihi eserler, yurdumuzun tarihi eserleri, istanbulun tarihi eserler, mersindeki tarihi eserler, onemli tarihi eserler, samsundaki tarihi eserler, tarihi eserler resmi, hataydaki tarihi eserler, karsın tarihi eserleri, tarihi eserler isimleri, türkiyedeki önemli tarihi eserler, türkiyedeki önemli tarihi eserler, antalyanin tarihi eserleri, balıkesirdeki tarihi eserler, denizlideki tarihi eserler, doğal eser, gaziantepteki tarihi eserler, karadenizdeki tarihi eserler, malatyadaki tarihi eserler, sakaryadaki tarihi eserler, amasyadaki tarihi eserler, diyarbakırdaki tarihi eserler, eskişehirdeki tarihi eserler, ilimizdeki tarihi eserler, istambulun tarihi eserleri, izmitin tarihi eserleri, manisadaki tarihi eserler, mardindeki tarihi eserler, marmaradaki tarihi eserler, tokattaki tarihi eserler, tokattaki tarihi eserler, aydındaki tarihi eserler, kırşehirin tarihi eserleri, muğladaki tarihi eserler, vandaki tarihi eserler, çorumdaki tarihi eserler, afyondaki tarihi eserler, konyada bulunan tarihi eserler, nevşehirdeki tarihi eserler, niksarın tarihi eserleri, kültürel eser . Kaynak: ANACAN, M., 1986, Sedef ve Sedef Sanatı
Bu Haber 18.12.2009 tarihinde kayıt edilmiş ve 593 kez okunmuştur.