Hizmetlerimiz
Adı Soyadı
Konu
Telefon
E-Mail
Adres
Mesaj
Kullanıcı :
Şifre:
Şifremi Unuttum
Pratik Bilgiler
  • Aksesuar

  • Aydınlatma

  • Bilgi ve Gündem

  • Dekor Tv

  • Dekorasyon

  • Dekorasyon Oyunları

  • Dekoratif Ürünler

  • Döşeme ve Kaplama

  • Faydalı, Pratik Bilgiler

  • Hediyelik ve Hobi

  • Mefruşat Tekstil

  • Mobilya Dekorasyon

  • Peyzaj, Kent ve Bahçe

  • Seramik Vitrifiye, Akrilik

  • Tasarım Mimar Ajandası

  • Teknik, Akademik Bilgi

  • İç ve Dış Cephe

  • İnşaat, Emlak Konut

  • Alışveriş Sepeti
    Sepetiniz Boş
    Teknik, Akademik Bilgi

    Osmanlı Ağaç İşlerine Uyguladığı Süsleme ve Teknikleri Kündekari
    Dekorasyon Hizmetleri

    Mobilya Dekorasyon
    Mutfak Dekorasyon
    Banyo Dekorasyon
    Ahşap Dekorasyon
    Ev Dekorasyon
    Boya Badana
    Komple Dekorasyon
    Ahşap Kapı
    Mağaza Dekorasyon
    Villa Dekorasyon
    Ahşap Mediven
    Proje Dekorasyon
     

    Ankara / Siteler 
    ..İletişim Bilgileri
    ...
    Dekorasyon :         0(506) 389 4072
    ... 
    iÇ-Dış İnşaat ve Mobilya Dekorasyon İşlerinde, Mimar Ekibi Teknik Kadrosu, Kalifiye ustasıyla Beraber; Proje Uygulamaları Ev-İşyeri, Otel ve Dekorasyon İşlerinde Uygulamaları...

    Osmanlı ağaç işçiliğinde palmet ve rumili kompozisyonların yanı sıra çiçek motifleri de büyük ölçüde uygulanmıştır. 1yy ağaç işlerinde bitkisel ağaç süslemeler dışında daha sade örnek ve kitâbelerle karşılaşılmış

     OSMALILARIN AĞAÇ İŞLERİNE UYGULADIĞI
    SÜSLEMELER VE TEKNİKLER


    1. Bezeme İşçiliği
    1.1. Bezemenin tanımı

    Bezeme; herhangi bir şeyi süslemek için onun yüzeyinde yapılan düz veya kabartma, boyalı veya boyasız şekillerin bir araya gelmesinden oluşan terkibe denir.

    2. Bezeme Çeşitleri
    Osmanlı ağaç işçiliğinde palmet ve rumili kompozisyonların yanı sıra çiçek motifleri de büyük ölçüde uygulanmıştır. 1yy ağaç işlerinde bitkisel ağaç süslemeler dışında daha sade örnek ve kitâbelerle karşılaşılmış, geometrik motifler, çeşitli zikzak şekilleri bunları tamamlamıştır. 1yy’ın zengin ağaç işi örnekleri arasında “Mimar Hayrettin’in Edirne Sultan II. Beyazıt Camisi (1484 1488) ana kapısı ile dolap ve pencere kapaklarından söz edilmiştir.::
    bezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyon
    Bezemelerine başka yerlerde kolaylıkla rastlanılmayan çiçek ve rumi kompozisyonlar değişik motifler meydana getirmiştir. Ne var ki, zaman zaman yükselen Tunca Nehri bu güzel eserlerin bozulmasına neden olmuş, caminin kapısı Edirne Müzesi’ne götürülerek koruma altına alınmıştır.

    Osmanlılar oyma sedef kakma işçiliğinin yanı sıra dört yapraklı yoncalarla rumili bezemeleri de yaygın biçimde kullanmışlardır. Erken Osmanlı devrinde üzerinde pek fazla durulmayan çiçekli bezeme klasik devrin başlıca özelliklerinden biri olmuştur. Bunun yanı sıra fildişi kakmalardan yazı frizleri yapılmıştır. Bunların en güzel örnekleri Topkapı Sarayı Müzesi ile İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ndeki Kur’an mahfazalarında görülebilmektedir.

    bezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyon 16. yüzyılda Osmanlı ağaç işlerinde çiçek bezeme yüzeyin tümünü kaplamıştır. Bu arada rumilerle daha da karmaşık bir üsluba yönelinmiştir. Topkapı Sarayı’nda, ağaç işçiliği üzerinde çalışan atölyeler peşpeşe kurulmuş ve bu da çok sayıda sanatçının yetişmesine neden olmuştur.

    Özellikle 16.yy ağaç işlerinde zamana kadar yalnızca çinilerde görülen Çin bulutlarının bu kez ağaç işlerinde uygulanmaya başlaması ilgi ile izlenmiştir. Diğer taraftan rumili, palmetli ve dört yapraklı yoncalardan oluşan ağaç işi bezemeleri ayrı ayrı kartuşlar içerisinde alınmışlardır. Fildişi kakmalı yazı frizleri de bu kompozisyonu tamamlamıştır.

    17.yy Osmanlı ağaç işçiliğinde önceki yüzyıllara göre dikkati çeken bazı yenilikler vardır. Ağaca uygulanan sedef, bağa, fildişi gibi yeni maddeler ağaç işçiliğini renklendirmiş ve geometrik bir düzen içensinde devrin ağaç islerinin tüm özellikleri yansıtılmıştır. Fildişi kaplamalı ağaç eserlerde palmet motiflerinin yanı sıra yazı frizlbezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyoneri de önemli bir bezeme elemanı olma özelliğini korumuştur. Nitekim bu yeni düzenlemenin en iyi örneklerini Kur’an mahfazaları ile rahleleri meydana getirmiştir. 17.yy’da, 16.yy’lın özellikleri süre gelmiş, ancak bezeme yönünden bazı değişiklikler olmuştur. Doğadan esinlenen bezemelerde kuvvetli bir üsluplaşmaya yönelinmiş geometrik bezemede soyut görünümler dikkati çekmiştir .

    16.yy ağaç işlerinde ortaya çıkan Çin bulutları 17.yy’da sedef ve bağanın yardımı ile vazgeçilmez bir bezeme elemanı olarak çağının karakteristik özelliğini korumuştur. Topkapı Sarayı Bağdat ve Revan köşklerinin kapıları, Sultan IV. Murat tahtının arkalığı bu devrin en tipik örnekleridir. Ayrıca Bağdat Köşkü kapısında olduğu gibi bazı ağaç işlerinde sedef zeminlere bağlı desenler yapılmıştır.

    3. Osmanlılarda Değerli Taşlarla Süslü Çekmeceler

    Osmanlı ağaç işleri arasında 16. ve 17.yy&rsquobezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyon;lar arasında yapılmış olan çekmeceler de büyük önem kazanmıştır. Eski Türk yaşantısında yaygın biçimde kullanılan çekmeceler çoğunlukla abanoz, gül ve meşe ağacından yapılmış, üzerlerine de kakma tekniğinde gümüş, fildişi ve bağalar, bazen de zümrüt, akik, yakut gibi değerli taşlar yerleştirilmiştir. Bu yüzyıllarda çekmece yapımı bir sanat dalı olarak kabul edilmiş, saray için son derece ince işçilik isteyen çekmeceler yapılmıştır. Özellikle İstanbul ve Edirne’de yapılan çekmeceler büyük ün yapmış ağaç işçiliğinin oyma, kakma teknikleri uygulanmıştır. Çekmecelerin üzerlerinde padişah tuğralarına, talik yazılı methiyelere, beyitlere de oldukça sık rastlanmıştır.

    Çekmeceler; Kur’an çekmeceleri, Sakal-ı Şerif çekmeceleri, mücevher çekmeceleri, para çekmeceleri, sürre çekmeceleri, tuvalet çekmeceleri, çamaşır çekmeceleri, yazı çekmeceleri ve mektup çekmeceleri gibi değişik özellikte ve amaçlarda yapılmışlardır.

     19.yy’ın başlarından itibaren Osmanlı ağaç işçiliğinin uygulandığı bir başka alan da arabalardır. Koşu, Kâtip Odası, Talika, Fayton, Landon, Kupa, Parasal, Sandık Arabe diye isimlendirilen arabalarda ağaç işleriyle bezeme elemanlar birbirine kaynaştırılmıştır.Böylece arabalarda ağaç işi oymalar en ince ayrıntısına kadar uygulanmış ve bu seyahat araçları başlıbaşına birer sanat esebezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyonrine dönüştürülmüştür .
    18.y.y’da Osmanlı yapı sanatının hemen her dalında kendini gösteren Avrupa’nın Barok ve Rakoko etkisi ağaç işlerini de etkilemiştir. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak Osmanlı ağaç işçiliği özelliklerinin bir bölümünden uzaklaşarak Avrupa'nın etkisine girmiştir. Böylece 18.yy Osmanlı ağaç işlerinin büyük çoğunluğunu İtalyan Barok ve Fransız Rokokosundan ayırmak çok güçleşmiştir. Bununla beraber klasik ağaç işlerinden yine de pek uzaklaşılmamış, eskiye zaman zaman dönülmüştür. Bu arada yine bir biçime yöneliş de dikkati çekmiştir. Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki Sultan I. Mahbezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyonmud’un yazı çekmecesi bunun en belirgin örneği olup, içi ve dışı baza zeminli sedef bezemeyle kaplanmıştır. Ayrıca sedef mozaik tekniği son derece yaygın biçimde kullanılmış arusuklere de sık sık yer verilmiştir.

    19. yüzyılda Osmanlı ağaç işlerinde Avrupa’nın Barok, Rokoko, Ampir ve eklektik üsluplarının etkisi daha da yoğunlaşmıştır. Özellikle istiridye kabuğu motifleri, ağaç işlerinde hünkâr mahfillerinde altın yaldızlı olarak defalarca yenilenmiştir. İstiridye kabuğu bu yüzyılda taş işçiliğinde, çeşme başlarında, saray kapılarında, pencere alınlıklarına olduğu kadar hünkâr mahfillerin, saray ahşap bölümlerinde de çok sık kullanılmıştır.

    19.yy sonlarında doğan ve Art Nouveau diye isimlendirilen üslup, özellikle mobilyalarda kendini göstermiştir. Görüntü güzelliği, gözü rahatlatan motiflerle bu tür ağaç işi ve bezemesi mimarlık üslubu olduğu kadar küçük eşya alanında da çok sayıda örnekler vermiştir. Başta Fransa olmak üzere Belçika, Avusturya, Almanya, İspanya, İtalya, bezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyonİskoçya ve İngiltere’de yaygınlaşan bu üslup Osmanlı İmparatorluğunun son yüzyıllarında İstanbul’da da başlangıçta ithal eşyası olarak kendini hissettirmiştir. İstanbul’da da üretilmeye başlayan bu tür mobilya köşk ve yalıların içerisinde olduğu kadar kentin büyük otellerinin döşenmesinde de kullanılmıştır. Yüzyılımızın başındaki örneklerde aşırı bezemeden çok moderne yaklaşan örnekler ortaya çıkmıştır. Rokoko ile Barok üslupların birlikte yönlendirildiği ağaç işi mobilyalarda akantüs yapraklar, deniz kabuğu ve insan figürleri gibi dekoratif unsurlar, altın, tunç süsler görülmektedir.

    14. ve 19.yy’lar arasında Osmanlı ağaç işlerinde Edirne işi veya Edirnekâri diye isimlendirilen son derece gelişmiş bir bezeme ortaya çıkmıştır. Başlangıçta kesin olarak bilinmeyen ancak ilk defa Edirne'de görülen ve Edirneli sanatçıların elinde başlı başına bir özellik kazanan bu üslup daha sonra İstanbul, Bursa, Diyarbakır ve Erzurum’da yaygın biçimde uygulanmıştır. Özellikle Edirne ve İstanbul’da bazı atölyeler kurulmuş, sanat&ccedibezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyonl;ılar kolektif olarak çalışmışlardır. Bundan ötürü de Edirne işi eserlerin çoğunda sanatçıların imzaları bulunmamaktadır. Edirne işi ahşap eserlerin yanı sıra mukavva, deri, cilt kapakları ve yazma eserlerinde de uygulanmıştır. Trabzan ayaklarında, dolap kapaklarında, çekmecelerde, tavanlarda, lambalıklarda, koltukluklarda, sinilerde (sofra altlıkları). şamdan alınlıklarında, duvar saati kutularında. hokkalarda, her cins soba tahtalarında menşur mahfazalarında, yazı takımlarında, cep ve koyun kuburlarında Edirnekâri yaygın biçimde kullanılmıştır .

    4. Osmanlılarda Sedef ve Sedef sanatı

    Sedefin parıldayan oynaşan ve yansıyan ışıkları, dünya kurulduğu günden beri insanların ilgisini çekmiş, topluluklar, kabileler ve milletler, görgü, bilgi ve sanat anlayışlarına o günün tekniğini ekliyerek sedefi şekilden şekile sokmuşlardır. Sedefin yeryüzünde bu kadar yaygın olmasına karşılık görkemli bir sanat dalı haline gelmesi birçok asrın gerilerde kalıp, sedefin Osmanlı Türklerinin eline geçmesi ile mümkün olmuştur .

    bezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyon 5. Kündekari (Geçme) Tekniği

    İslam sanatından en erken örneklerini XII. yüzyılda Mısır, Halep ve Anadolu'da bulduğumuz kündekâri tekniği, küçük ölçüde çeşitli geometrik parçaların, yapıştırma ve çakma işlemi olmaksızın yalnızca yivler yardımıyla birbirine geçirilmesiyle sağlanmış, bundan ötürü de yapıldıkları zamandan günümüze dek dış etkenlerden zarar görmemiştir. Küçük tahta parçacıklarının suları, damarları birbirine karşı konulmuş, böylece birinin diğerinin nem ve ısısından çarpılması önlenmiştir. Bunun sonucunda da, kündekâri tekniğiyle yaratılanlar yüz yıllar boyunca düzgülüğünü koruyarak en iyi biçimde günümüze ulaşmıştır .
     
    6. Kakma Tekniği

    Geçme tekniğinin yanı sıra Osmanlı çağı ağaçişlerinde kakma tekniğinden de yararlanılmıştıbezeme, bezeme sanatı, bezeme süsleme, bezeme süsleme donama, bezeme örnekleri, bezeme susleme, bezeme nedir, bezeme resimleri,ankara dekorasyon,mobilyadekorasyonr. Tahta, sedef ve fildişi kakma diye gruplara ayrılan bu teknikte desenler perdahlanmış ağaç yüzeyine ince bir kalemle çizilmiş ve sonra açılan yuvalara da titizlikle kakmalar yerleştirilmiştir. Kakma tekniğinde yüzey düzlüğüne özen gösterilmiş, bazı örneklerde taşkın parçalarla karşılaşılmıştır. Genellikle kakmalar zeminden cins ve renk olarak ayrılmış böylece birbirine karşıt dekoratif şekiller ortaya çıkmıştır.

    Kakma tekniğinde uygulanan sedef ve fildişleri yapıların kapı, pencere, dolap kapaklarında, mobilyalarda ise bağa ile karışık olarak kullanılmıştır. Sedef ve fildişi kakmalar ağaç yüzeyine yuvaları önceden hazırlanan yerlere yerleştirildikten sonra kuvvetli bir yapıştırıcı ile yapıştırılmıştır. Şam işi diye isimlendirilen bir başka grupta da sedef parçalarının etrafı ince madeni telciklerle çevrilirdi. Öte yandan sedef mozaikte de tüm yüzey geometrik şekillerde kesilmiş sedeflerle kaplanırdı. Genellikle sedef mozaik küçük ağaç eşyalar, çekmeceler ve Kur’an mahfazalarının yapımında kullanılmıştır. Bu tekniklerde geniş ölçüde yararlanılan sedefler düz beyaz, ışıkla değiştiğinden ötürü arusek diye isimlendirilen cinsler olurlardı.


    _________________________________________________________________
     İlgili Etiket ve Başlıklar.. kündekari, kündekari kapı, kündekari tekniği, kündekari sanatı, kündekari nedir, kündekari yapımı, kündekari çizimi, osmanlı sanatı, osmanlı minyatür sanatı, osmanlı hat sanatı, osmanlı resim sanatı, osmanlı süsleme sanatı, osmanlı dönemi sanatı, osmanlı kültür sanatı, osmanlı çini sanatı, osmanlı kültür ve sanatı, osmanlı sanatı resimleri, osmanlı ebru sanatı, osmanlı devletinde minyatür sanatı, klasik osmanlı sanatı, osmanlı ahşap sanatı, osmanlı cam sanatı, osmanlı devleti sanatı, osmanlı el sanatı, osmanlı halı sanatı, osmanlı kültürü ve sanatı, osmanlı türk sanatı, osmanlı devletinin sanatı, osmanlı seramik sanatı, osmanlı yazı sanatı, osmanlı bezeme sanatı, osmanlı dokuma sanatı, osmanlı mimari sanatı, osmanlı sanatı nedir, osmanlı da minyatür sanatı, osmanlı dövüş sanatı, osmanlı kumaş sanatı, osmanlı sanatı vikipedi, osmanlı dönemi minyatür sanatı, osmanlı nakış sanatı, osmanlı takı sanatı, sanat tarihi osmanlı sanatı, osmanlı devletinde ebru sanatı, osmanlı devletinde resim sanatı .
    Kaynak: YÜCEL, E., 1986, Osmanlı Ağaç İşçiliği
    Sanat Tarihi Yıllığı, 1978, Cilt III
    DEMİRİZ, Y., 1989, Erken Osmanlı Mimarisinde Süsleme
    ANACAN, M., 1986, Sedef ve Sedef Sanatı

     

    Mobilya Dekorasyon

    6. OSMANLI MİMARİSİNDE AĞAÇ İŞÇİLİĞİ


    Ağaç işçiliği yapı sanatında da etkisini göstermiştir. Yapıların çatıları direklerle desteklenmiş, içerisi ağaç işçiliği yönünden zengin bezemeli camiler yapılmıştır. Ahşap camilerin ilk örnekleri XIII.yy’ın kinci yarısında Anadolu’da ortaya çıkmıştır. Afyon Ulu Camii (1272), Sivrihisar Ulu Camii (1275), Ankara Aslanhane Camii (1289-1290) ve Beyşehir Eşrefoğlu Camii (1297) ahşap Anadolu camilerinin tipik örnekleridir. Bunların ardından XIV. ve XVIII.yy’larda Beyşehir Köşkköyü mezcidi, Doğanhisar Fidi Köyü Ömer Paşa Camii gibi camilerde onları izlemiştir. XVIII.yy Ahşap Anadolu camilerinde ağaç oyma süslerinin, direklerle, kemerlere rastlandığından söz eden Dç.Dr. Ruçhan ARIK konuyu açıklığa kavuşturur:

    “Yozgat Cefair Ali Efendi Camiini örnek olarak gösterilim. Burada direklerin başlıkları yine alışılan volütlu ve palmetli biçimlerde olmakla beraber pek dardır. Gerek üstte, gerek altta, mahfilin orta kısmına ait Bağdadi kemerlerin kavislerine, ince tahtalarla, bitkisel ve geometrik ajurlu şekiller işlenmiş kaplamalar yapılmış; kenarları daha kalın ağaçlarla topuz püskül şekillerinde oymalı olarak hazırlanmıştır. Bitkisel şekiller hem Avrupa’i etkili modaya hemde rumilere motiflerdir [5].

    Ahşap camilerin yanı sıra eski Türk evlerinde de ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri ile karşılaşılır. Özellikle odaların tavanları, duvarlardaki raflı nişler ve dolap kapakları üzerinde titizlikle durulmuştur. Bunların yanı sına Türk ağaç işçiliği oluşturuculuğunu tavanlar üzerinde açıkça göstermiştir. Başlı başına bir konu olan ahşap tavanlarda, sanatkarlar odaların diğer ahşap süslemeleri ile uyum sağlayarak birbirinden güzel ağaç örnekleri meydana getirmişlerdir. Tahsin ÖZ; ufak tahtalardan geçme olanlar, düz tahtalardan olup da bölümlere ayrılanlar, tahta üzerine oymalı yaldızlı nakışlar ve tavana gerilen bez üzerine bezeme yapılanlar olmak üzere ahşap Türk tavanlarını dört ayrı grupta toplamıştır [5].

    Ahşap Türk tavanlarının ilginç örneklerinden birisi de Bursa Sultan II.Murad Türbe kapısı önündeki tavanlardır. Bu tavan altın yaldızlı ince çıtalarla bölümlere ayrılmış, ortasına da altın yaldızlı 12 köşeli bir kubbe yerleştirilmiştir. XVI.yy ağaç işçiliğinin bir diğer örneği de Manisa Muradiye Caminin iki kanatlı fildişi, bağa ve ceviz ağacından kapısı idi. Ne yazık ki, son yıllarda büyük zarara uğrayan bu kapı büyük profillerle çerçevelenmiş, içerisine kabartma harflerle yazılar, geometrik şekiller ve kakmalar yapılmıştır.

    Sultan Ahmet Camiinin XVII.yy tarihlendirilen hünkar mahfeli atındaki tavanı da ağaç işçiliği yönünden üzerinde titizlikle durulmalıdır. Üç bordürün çerçevelediği bu tavanın güvez renkli zeminine kıvrak dallar, yapraklar, lale, karanfil ve nar çiçeklerinden oluşmuş bir bezeme işlenmiştir. Diğr taraftan aynı yıllarda yapılmış revan köşkü tavanı da altın yaldızlı geçmelerle bezenmiş, üzerine kırmızı ve beyaz karanfillerle süslü beyzi madalyonlar yerleştirilmiştir. XVII.yy sonlarına tarihlenen nefis bir ahşap tavan da Boğaziçi’ndeki Amcazade Hüseyin Paşa yalısının tavanlarıdır. Ancak ara sıra yapılan onarımlar, maddi olanakların azlığı bu tarihi yalı ile ağaç işlerinin her geçen gün biraz daha yok etmektedir.

    Yeni Camii Hünkar kasrındaki Çinili ocağın bulunduğu mekanın üzeri de ahşap bir kubbe ile örtülmüştür. Burada kara mekandan 12 köşeye, oradan da yaldızlı ahşap mukarnaslarla kubbe geçişi sağlanmıştır. Mukarnaslı firizler ve Türk üçgenleri ile sınırlanan dikdörtgen şeklindeki tekne tavanda ise geometrik şekiller ile altın yaldızlı motifler Osmanlı çağı ağaç işçiliğinin en güzel bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçekte bu tavan ince marangozluğun, nakkaşlığın maharetini, sanatını göstermesi bir yana, Türk yapı sanatında ağaç işliği ile ilgili yeterli bilgiler vermektedir.

    XVIII.yy Barok ve Rokoko etkileri ahşap yapıları büyük ölçüde etkilemiş, Klasik Türk yapı sanatından, ağaç işçiliğinden uzaklaşmasının başlıca etkeni olmuştur [5].

    1.2. Bezemenin tarihsel gelişimi

    Türklerde bezeme sanatı çok eskilere dayanır. Gelişerek bu sanat devam etmiştir. Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra en yüksek noktaya ulaşmıştır. Dünya bezemeleri arasında özelliği ve uyumluluğu ile dikkati çeken bu bezemeler bütün İslam dünyasına yayılarak Avrupalıların İslam Sanatı ismini verdikleri bir bezeme tarzı olmuştur. Bu bezemelerin kaynağının tarih öncesi zamanlarda Asya’da yaşayan Türklerden geldiği yapılan arkeolojik kazılarda çanak çömlek tipi eşyalardan anlaşılmaktadır.

    Türklerin İslamiyet’ten önce Orta Asya’da uyguladıkları bezeme motifleri genellikle düz ve yuvarlak çizgilerden ibaret geometrik şekillerle o zamanki inanışlara göre tanrıları temsil eden sembolik motifler resimler ve tabiat üstü yaratıklar diye nitelendirdikleri şekil ve hayvan resimlerinden ibarettir.

    Türk bezemelerinin gelişmesi ve her tarafa yayılması İslam dininin ruhlarda oluşturduğu temizlik ve incelik, sanatkarın güzelliği anlayış ve kavrayış kudretini arttırmıştır .
    Dine verilen önem ona ait her yapı, her kitap ve her eşyanın en güzel şekillerle süslenmesi ve bezenmesi hevesini uyandırmış, onların niteliğindeki güzele yakışır bir çerçeve içerisine alınmasını gerektirmiştir. Bu şekilde güzelleşen ve uyumluluk arzeden bezemeler diğer eşyalar üzerinde uygulanmış ve dünyanın en güzel bezeme tarihi olan Türk bezeme sanatı meydana gelmiştir.

    Türk bezemelerin en üst seviyeye ulaşması diğer sanat dallarında olduğu gibi Osmanlıların 16.yy’da yükselme devrinde başlamıştır.

    Osmanlı Türklerinde, bu devre ait bezemelerinde görülen mükemmellik ve estetik üstünlük, kendinden önceki Orta Asya, Anadolu ve İslam ülkelerinde görülmüştür.




    4.1. Sedef nedir?

    Sedef (Sadef; çoğulu esdaf); sedef, midye, istiridye gibi yumuşakçaların kabuğu olduğu gibi, karından bacaklı yumuşakçaların da (sümüklüböcek gibi) kabuğudur. Yalnız kabuğu dersek Allah’ın yarattığı bu olağanüstü varlığı hafife almış oluruz. Yavru dünyaya geldiği andan itibaren, yaşama savaşına başlar, bir nokta kadar küçük olan varlığını koruyabilmesi için bir barınağa, bir eve ihtiyacı vardır, çünkü düşmanı çoktur. Allah’ın ona bahşetmiş olduğu gizli kuvvetle işe girişir, bitmek tükenmek bilmeyen salgılarını üstüste koyarak evinin duvarlarını oluşturur. Evi ile uyumlu bir şekilde kendi büyümesini de sürdürür. Sedefin parlayan yüzeyinde gökkuşağı renklerinin oynaşmasını, evin inşasındaki salgılara borçluyuz. Bu yuvalar hayvanın türüne ve yaşadığı ortama göre renk ve şekil alırlar. Sedef çeşitlerinin çok olmasına karşılık sedefçilikte kullanılabilmeleri için şu özellikler gereklidir.

    1) İşlenebilir bir kalınlık oluşturmuş olması.
    2) Gökkuşağı renklerini yansıtması.
    3) Renklerin göz zevkine uyması .

    4.2. Sedefin tarihteki yeri

    Sedefin parlaklığı daima ilgi çekmiştir. Deniz kenarında oynayan çocukların büyük bir coşku içinde topladıkları çeşitli büyüklükte şeytan minaresi, midye ve istiridye kabukları ile birbirine benzemeyen çeşitli süslemeler yaptıkları çok görülmüştür.

    Tarihte bu uğraşıya ait bilgilere göz atalım; Sümerlilerde ve Mezopotamya’da bululan “dala sarılı yaban keçisi” ve yine aynı kaynaklı “arslanın boğayla boğuşması” figürünü canlandıran iki parça Louvre Müzesinde bulunmaktadır. Kızıldenizde inci istiridyenin bol miktarda bulunması, bu kabuklarla çeşitli motiflerin çalışmasına vesile olmuştur. Ayrıca bu çalışma tarzı İtalya, Yunanistan ve Kıbrıs’ta görülmüştür. Çin'de bulunan, Tang devrine ait (618-906) geometrik sedeflerden oluşan bir tabak en eski Çin sedefçiliğini belgelemektedir.

    Batıda Bizans ve Doğuda Mısır da sedef kakmacılığı pek kullanılmamış, bunun yerine fildişi oldukça yüksek düzeyde yer almıştır. Yine fildişi, İran, Irak ve bilhassa İspanya’da Emeviler devrinde büyük önem kazanmıştır. Paris-Louvre müzesinde bulunan fildişi bir kutunun üzerine KURTUBA Halifesi Abdurrahman Salisinoğlu El Mugirat namına yapıldığı yazılmış ve 968 tarihi düşülmüştür.

    Hindistan'da 1560'larda sedef ve bağanın kullanıldığı bilinmektedir. Müslüman Hind eserlerinde fildişi hakimdir. Taç Mahal’in kapısı buna güzel bir örnektir. Orta Asya Türklerinde sedefçiliği belgeleyecek deliller olmamasına rağmen, Marko Polo ve birkaç Bizans elçisinin anılarında bu tür serlerin varlığından bahsedilmektedir. Ayrıca Kazan Tatarlarının sedef ile hat yazdıkları bilinmektedir .

    4.3. Osmanlılarda sedefçilik

    Osmanlılarda sedefin hangi tarihte kullanılmaya başladığı kesin olarak bilinmemekle beraber, üzerinde eseri yapan sanatkarın imzasını ve yapım tarihini bulunduran musaf muhafazaları, yazı masaları ve sandıkların yanısıra mimari eserlerdeki kapı-pencere kanatları, mihrap ve kürsülerin incelenmesiyle bir tarih belirlemesine gidilebilmektedir. Bu yoldan hareket eden araştırmacılar, Balıkesir Zağnos Paşa Camii ile Edirne'deki II. Beyazıd Camiinin kapılarını Osmanlılarda sedefçiliğin başlangıcı olarak göstermektedirler. Ancak Hocazade Saadettin, Fatih Sultan Mehmed'in cenaze merasimini anlatırken sandukanın som sedeften yapılmış olduğunu yazmaktadır. Böyle bir eser o tarihlerde yapılabildiğine göre, Osmanlılarda sedefçiliğin başlangıcını çok daha gerilere götürmemiz gerekir. Ne yazık ki Fatih'in türbesi değişik tarihlerde çeşitli kazalar geçirmiş, bu nedenle sanduka günümüze kadar ulaşamamıştır. Bu kazalardan ilki 1509 tarihinde meydana gelen ve “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan zelzeledir. Türbe, 1782'deki büyük yangında da zarar görmüştür. Sedefçiliğin başlangıç tarihi hakkında yazılan yazılarda iki kaynaktan yararlanılmıştır; ilki Şahabettinin “II. Asırda Türk Sedefçiliği” diğeri ise Cafer Çelebi’nin “Mimariye” adlı eseri. Bu iki eser 1yy’da Topkapı Sarayında sedefçiliği öğreten atölyelerden söz etmektedirler .

    4.4. Saray sedefçileri

    Bu iki kitapta yazılan bilgilere göre o devirde bilinen saray sedefçilerini şöyle sıralayabiliriz;

    Mehmed Usta: Sarayın sedef ustasıdır. Cafer Çelebi, risalesinde Mimar Mehmed Ağanın marangozluk sınavını bu zatın yaptığını yazmaktadır.

    Dalgıç Mehmed Ağa: Hassa baş mimarlığına yükselmiş devrin sayılı sedefkarları arasına girmiştir. Günümüzde bilinen iki eseri vardır. Bunlar III. Murad’ın türbesinin kapısı ile İslam Eserleri Müzesindeki Cüz mahfazasıdır.

    Sedefkar Mimar Mehmet Ağa: Sedefçiliği kadar mimarlığı ile de ün salmış, Sultan Ahmet Camii gibi dünyanın takdirini kazanan bir eser meydana getirmiştir. Caminin kapı ve pencere kanadı geometrik desenli sedeflerden oluşmuştur. Pencere kanatlarının üst kısımlarında ise sedeften ayetler vardır. Sultan Ahmet Camii inşaatı için tutulan defterlerdeki sedef işçiliğine ait masraflar, sedef işçiliğine verilen önemi göstermektedir. Bu defterlere göre on yük ve otuz altı bin dokuz yüz kırk altı akçe sadece sedef işçiliği için sarfedilmiştir .

    4. Saray dışında sedefçilik

    Saray dışı sedefçiliğe baktığımızda Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi bize az da olsa ışık tutuyor. Seyahatnamede bahsedildiğine göre IV. Murad Bağdat seferine çıkmadan önce bütün esnafların neferleri (işçi-usta) ile birlikte bir geçit töreni yapmalarını istemiş Evliya Çelebi, eserinde bu geçit törenini anlatırken Süleymaniye külliyesinden yüz dükkan sahibi ile beş yüz neferinin tahtaravan üzerinde kurdukları sedef atölyesi ile birlikte törene katıldıklarını belirtiyor.

    Saray dışında sedefçilik faaliyeti gösteren bir diğer yerin ise tavuk pazarı olarak bilinen Çemberlitaş ile Nuruosmaniye camisi arasındaki “sedefçiler çarsısı” olduğu söylenmektedir. Camiler ilk yapıldığı ismi ile anıldığı için 1497 yılında inşa edilen Hadım Ali Paşa camisi bu nedenle sedefçiler camisi olarak bilinirdi .

    4.6. Sedef çeşitleri

    Beyaz sedef: (inci istiridyesi). Yansıtma özelliği yüksek olup, en çok kullanılan sedeflerden biridir.

    Arusek sedef: (Lugat manası, gelin, gelincik, kırmızı olan arusek). Pembe yeşil renklerin hakim olduğu bir sedef tüsüdür.

    Çöp sedef: (Çürük sedef) Çok renkli bir sedef türü.

    Taş sedef: Beyaz renkte, yansıtma özelliğinin çok az olduğu bir sedef türü.

    Mat sedef: Gri, mat renkte, yansıtma özelliği düşük olan bir sedef.

    4.7. Sedefçilikte kullanılan teknikler

    Sedef yapımındaki teknikleri şöyle sıralayabiliriz;

    1) Kakma (Gömme) yöntemi,
    2) Yapıştırma yöntemi,
    3) Macunlu yöntem.

    Kakma yönteminde sedeflenecek yüz sert bir kalemle çizilir. Tel, fildişi veya kemikten oluşacak ince desenlerin yolları, ince iskarpela ile açılarak, tel, fildişi veya kemik bu yuvalara gömülür. Etrafı çevrilen motiflerin içleri oyma kalemleri ile iki veya üç milimetre derinliğinde oyularak sedeflenmeye hazır hale getirilir. Kakma yönteminde telin kullanılması ile meydana getirilen eserler “Şam işi” olarak adlandırılırlar. “Eseri İstanbul” denilen işlerde ise telin yerine daha çok kemik veya fildişi kullanılmıştır.

    Yapıştırma yönteminde ise yüzeyde oyma işlemi yapılmaz Sedef yardımcı malzemeler ile birlikte yüzeye yapıştırılır.

    Macunlu yöntem; bu yöntemde küçük parçalar halindeki sedefler bazen bir hat üzerine bazende bir motife yada gelişi güzel serpiştirilerek yapıştırılırlar. Kalan boşluklar çapılan işte kullanılan yardımcı malzemeye uyum sağlayacak renkte macunla macunlanır .

    4.8. Sedefin yanında kullanılan yardımcı gereçler

    Ağaçlar; Sedef sanatı ağaçla iç içe kaynaşmış bir sanat koludur. yapılacak işin yöntemine göre ağaç seçmek gerekir. Kakma yönteminde oylmaya elverişli, oyulmadan dolayı kırılgan hale gelmeyen ceviz ağacı kullanılır. Yapıştırma tekniğinde ise ağacın uysal karakterde olması gereklidir. Sıcak ve soğuktan etkilenmeyen yıllar hatta asırlarca aynı düzgünlüğü koruyacak bir ağaç olan ıhlamur, bu tekniğe en uygun olan ağaçtır. Yapıştırma tekniğinde yüzey tamamen som sedefle paklanabildiği gibi sedefin yanında yardımcı malzemelerde kullanılır.

    Filetolar; ince çıta ve kaplamaların renk renk boyanmasıyla elde edilen ince şeritlerdir. Renkli kaplamaların arâsına kemik ve fildişi de konur. Bu filatolar renklerine ve fildişlerinin diziliş sırasına göre hamir, sıçan dişi, sıra, şaşırtma gibi isimler alırlar. Desen ve kompozisyonları birbirinden ayırmak, bağlamak yerine göre kaynaştırmak için kullanılan filatolar sedefçilikte büyük bir yer kaplamaktadır. Filato yapımı Şam’da birhayli ileri durumdadır. Öyleki bu filatolar yanyana getirilerek çeşitli motifler elde edilmektedir. Şam işi filatolarının çok renkli olmasına karşılık, İstanbul işlerinde kullanılan filetolar sade bir görünümdedir. Süslemelerin çeşitli ağaçlardan birbirine eklenmesi ile meydana gelen ve zencerek, bordür, geçme, pervaz, lama, kenar suyu gibi isimler alan kenar süslerinin o kadar güzelleri vardır ki eserin tümünden daha güzel görünür .

    Bağa; deniz kaplumbağasının üst kabuğudur. Yarı saydam görünüşü, güzel cila tutması ve zamandan kolay kolay yıpranmaması nedeni ile sedefin en yakın arkadaşı olmuştur. Bağa, naturel olarak kullanılabildiği gibi iç yüzeyi boyandıktan sonrada kullanılabilir. Boyama sonucunda koyu kırmızı veya altın rengi bir görünüm elde etmek mümkündür. Koyu kırmızı renk vermek için bağanın içte kalanı yüzeyine, sülyen veya zencefrenin tutkal ile karıştırılmasıyla elde edilen sıvı sürülür. Altın rengini elde edebilmek içinse varak yaldız veya onun yerini tutacak başka bir malzemenin kullanılması gereklidir.

    Fildişi ve kemikler; fildişi isminden de anlaşıldığı gibi filin dişleridir. Kemikler ise deve ve sığır gibi büyük baş hayvanların kaval kemiklerinden ve mandanın kaburga kemiklerinden elde edilir.

    4.9. Sedef eşya çeşitleri

    Sedef eşyalar yapım teknikleri ve bir de yapıldıkları yöreye göre isimlendirilirler. Bu yoldan giderek sedef eşya çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz.

    - Eser-i İstanbul,
    - Şam işi,
    - Viyana işi,
    - Kudüs işi

    Eser-i İstanbul: Antika dergisinin bir süre evvel düzenlediği “Tesbih ve Tesbihçilik” sergisinde kürsüye gelerek güzel bir konuşma yapan Niyazı Sayın şöyle bir olay anlatmıştı; “Radyoda müzik çalışması yapıyorduk, Mesut Cemil kulağıma eğilerek sizin bu yaptığınıza Türk Müziği değil, İstanbul Müziği derler şeklinde konuşmuştu. Tesbihte birçok topluluklarda bilindi, yapıldı ama tesbihin en güzeli İstanbul’da yapıldı. Hat sanatımız için söylenen şu söz ise insanı ne kadar gururlandırıyor. “Kur’anı Kerim Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu ve İstanbul’da yazıldı.”

    Sedef, bağa, abanoz ve fildişinden oluşan eserler, yapan, kullanan ve hediye edenler için gurur kaynağı oldu. Sedef ustalarının elinden şekilden şekile girerken her değşiminde yeni isimler aldı. Benek, civankaşı, deve dişi, göl, hançeri, penç, karanfil, hindifersan, papatya, ay, bulut, arpa, yıldız... isimlerden de anlaşıldığı gibi kah gökyüzüne çıkmışlar kah kırlara açılarak bitki ve çiçeklerin en güzellerini alıp stilize ederek saraylarımıza, mimari eserlerimize, hatte evlerimize kadar getirmişlerdir.

    Şam işi: Kakma tekniği ile yapılan Şam işleri, daha ziyade badem motiflerinden oluşur. Sedeflerin etrafını veya motifleri belirleyen hatlar, gümüş veya kalay-kurşun karışımından oluşan tellerle işlenir. Kullanılan sedef ekseriye mat sedeftir. Yapıştırma tekniği ile yapılan Şam işlerinde filatolar bol miktarda kullanılırken sedef yok denecek kadar az kullanılmıştır.

    Viyana işi : İsminden de anlaşılacağı gibi Türk sedefçiliğinin dışında gelişmiş bir türdür. Pirinç filatolar arasına macunlu ve yapıştırma sistemi uygulanır. Parça sedefler mozaik gibi yapıştırılır. Sedefler arusek, mobilyanın cila rengi siyahtır.

    Kudüs işi : Kızıldeniz’de bol miktarda bulunan inci istiridyesi bu sanatın bu yörede yayılmasını sağlamıştır. Som sedef ve yapıştırma tekniği ile yapılan işler, keskin çelik kalemlerle oyularak şekillendirilir. Motifler stilize edilmiş dal ve çiçeklerden oluşur. Kudüs işleri, ayna çerçevesi Mescidi Aksa modelleri, küllük ve tabaklar gibi küçük eşyalardır .


    1. Hakiki Kündekari

    Kündekari tekniği, yapılışına göre taklidi hakiki ve taklidi olarak ikiye ayrılır. Bir çatma tekniği olan hakiki kündekaride sekizgen, baklava ve yıldız formuna sahip, içi arabeks rölyefli ahşap parçalar ile bunları birbirine bağlayan oluklu ahşap kirişler iç içe geçerek bağlanmıştır. Bu parçaları birbirine tutturmak için çivi veya tutkal kullanılmamıştır. Parçaları geçme olduğundan, ahşabın kuruyup ufalması halinde ayrılmazlar, yarıklar olmaz. Konya Aleaddin (XII.yy), Malatya Ulu (XIII.yy) Niğde Sungurbey (XIV.yy) ve Bursa Ulu (XIV.yy) camiilerinin minberlerinde, bu tekniğin ince ve kaba örneklerini görmek mümkündür.

    2. Taklit Kündekarı

    Taklit kündekari tekniği ise çakma ve rölyefli, tamamen çakma ve yapıştırma ve tamamen rölyefli olmak üzere birkaç gruba ayrılabilir. özellikle minber yan aynalıklarında ve kapılarda görülen çakma rölyefli kündekari tekniğinde, aynalıklar ahşap blokların yanyana getirilmesi ile tamamlanır. İçi arabesk dekorlarla süslü sekizgen baklava yıldız şekilli kısımlar birer kabara gibi rölyef halinde işlenmiştir. Bu çıkıntılı yüzeylerin arasına ise, geometrik kafesi meydana getiren kirişler çakılmıştır. Sekizgen, yıldız ve baklavalarda çivi yoktur, ancak aradaki çıtalar çiviyle tutturulmuştur. Ahşap blokların kuruyup küçülmesi halinde panoların arasında boydan boya ayrıklar görülür. Taklit kündekârinin hakiki kündekâri tekniğine en çok yaklaştığı bu tekniğin örneklerini, Kayseri Ulu (XIII.yy.) ve Ankara Kızılbey (XII.yy.) camilerinin minberleri ile Kastamonu Candaroğlu Mahmud Bey caminin kapılarında görülebilmesi mümkündür. Taklit kündekarinin daha az ustalık isteyen bir tipini oluşturan tamamen çakma ve yapıştırma kündekaride, ahşap bloklar üzerine sekizgenler, yıldızlar, baklavalar ve geometrik kafesi teşkil eden ahşap kirişler çakılmıştır. Geometrik kafesin içindeki parçalar zamanla döküldüğü için, bu tekniğe ait Ankara Ahi Elvan Camii minberi (XIV. yy.) ve Merzifon Çelebi Sultan Mehmet Medresesi dış kapısı (XV. yy.) gibi örnekler daha güç tespit edilebilmektedir. Diğerlerine göre daha az kalınlığı olan tamamen rölyefli taklit kündekâri eserleri, ise, özellikle pencere kepengi, kapı ve minber kapılarının altı olarak kullanılmıştır. En bol örnekleri veren bu grupta, sekizgenler, yıldızlar ve baklavalar ve aralarındaki geometrik kafes, aynı ahşap bloğun rölyefi halindedir. Kabartmalar fazla yüksek değildir; ayrıca geometrik kafes ile arabesk iç dolguları bariz bir yüzey ayrımı göstermez. Ankara Baklacı Baba (XIII.yy) ve Hacı Hasan (XIII.yy) camilerinin kapıları ve Ermenek Akmescidi dış ve iç kapı rozetleri, Konya Beyhekim mescidi (XIII.yy.) kapısı, Birgi Ulu Camii (XIV.yy.) pencerelerinde rastlanan bu tip örneklerde, ahşabın kuruması ile çeşitli yönlerde yarılmalarla karşılaşılması olağandır . 
     

    Bu Haber 18.12.2009 tarihinde kayıt edilmiş ve 22334 kez okunmuştur.

    .: Diğer teknik_akademik_bilgi bilgileri :.
    Bilgisayar Masalarının Sınıflandırılması [Dekorasyonİşleri]Banko İşinde Konstrüksiyon Tipleri [AnkaraDekorasyonFirmaları]
    Posforming Sağladığı Avantajlar [AnkaraFirma]Ankara Mobilya Dekorasyon Firmalarının Posforming Kullanımı
    Banko Ölçüleri [Ankaradaki Dekorasyon Firmaları]Verzalitin Özellikleri [AnkaraDekorasyonFirmaları]
    Verzalitin Elde Edilişi [AnkaraDekorasyonFirmaları]Verzalit [DekorasyonFirmaları]
    Yonga Levhanın Genel Özellikleri Yonga Levhanın Mobilya Üretimindeki Yeri
    Mdf de Zımpara İşlemiMdf Sonkat İşlemler
    MDF Lake UygulamalarıMDF Yüzeylerin Tamamlama ve Bitirme İşlemleri
    MDF nin Kullanım YerleriMDF nin Özellikleri
    MDF nin Üretim ŞekliMdfde İşlenecek Parça Seçimi
    MDF ve Tanımı (Medium Density Fiberboard)Softforming Kavramının İncelenmesi
    Üretim Şekilleri Bakımından Postforming Türleri Postforming Uygulamalarında Dikkat Edilecek Hususlar
    Laminatta Postforming ve SoftformingRulo Bobin Laminantları
    Yüksek Basınç Laminantı Banko ve Kullanıldığı Yerler AnkaraDekorasyon
    Alçıpan Bölme Duvarları DekorasyonAhşap Pergola Yapımımda Ahşap Seçimi
    Kündekaride Üst Yüzey İşlemleri [Cami Dekorasyon]Merdiven Türleri ve Hesaplanması [Ahşap Merdiven]
    Ahşap Merdiven ElemanlarıAhşap Malzemenin Isı İletkenliği [Ahşap Dekorasyon]
    Kapılarda Ses, Isı, Yangın, Işın İzolasyonuAhşap İç Kapılar [Dekorasyonu]
    Ahşap Kapı Yapımında Kullanılacak Kereste Özellikleri [Dekor]Ahşabın Faydaları [Mobilya_Dekorasyon]
    Ahşabı Teknik İşlemlere Uygun Kullanma [Mobilya Dekorasyon]Ahşap Doğramaların Korunması [Ahşap Dekorasyon]
    Ağaçta Bulunan Hastalıklar [Dekorasyonu]Ağaç Oymacılığı Uygulama Şekilleri [Ahşap Dekorasyon]
    Kayıtlı Firmalar
  • Ümıt Spot Pazar Ltd
  • Üçüncüoğlu İnşaat Ve Bayaz Eşya Ltd Şti
  • Üçler Dayanıklı Tüketim Malzemeleri Tic
  • Üçkol Tic Koll Şti
  • Üçkol Koll Şti
  • Üçkardeşler Gaz Ürün Dyk Tük Mal San Tic Ltd
  • Üçkardeşler Çelik Eşya San
  • Üçkardesler Gaz Ürn Day Tük Mal San
  • Umitcan Elek Ev Eşyaları Paz Ltd Şti
  • Ulutaş Dayanıklı Tüketim Mal Ve İnş Ltd Şti
  • Ulusoy Dayn Tük Ve Unlu Mam Restaurant İşl İnş Turz Tic Ltd Şti
  • Ulusan Tic Aş
  • Ulusan Tic Aş
  • Ulusan Tıc As
  • Ulusal Pazarlama Ve Tanıtım Tic San Ltd Şti
  • Ulusal Erdemle Ev Gereçleri Gıda İnş
  • Ulus Ev Aletleri San
  • Ulus Ev Alet San
  • Ulus Çağdaş Mağazacılık Hizmetleri Ltd Şti
  • Uludağ Tekstil Turizm İnşaat Oto Dayanıklı Tüketim Malları İthalat İhracat
  • Uludağ Pazarlama Hüseyin Uludağ Elektrikli Ev Aletleri Dah Ticaret
  • Uludağ Pazarlama
  • Ulucan Tic Aş
  • Ulucan Tic Aş
  • Ulucan Tıc As
  • Ulubay Möble
  • Ulubay Moble Galari
  • Ulubas Madeni Eşya Makina Sanaş
  • Ultra Elektrikli Ev Aletleri Sanve Ticltdşti
  • Ultra Elek Ev Alet
  • Web Tasarımı - ORDEN BİLİŞİM - 2008