Gerçek Kündekâri
Bir çatma tekniği olan gerçek kündekâride iç dolgu parçaları ile bunları çevreleyen, kenarları kinişli ve üst kısmı çeşitli profillerle süslenmiş omurga çıtaları iç içe geçerek, çivisiz ve tutkalsız olarak birleştirilir. İç dolgu parçaları, omurga sistemi ve bunu çevreleyen dış kilitleme çerçevesinden oluşan tablaya "kündekâri tezyinat tablası" denir.
Tezyinat tablasında bulunan parçalar, kinişli-kendinden çıtalı geçme olduğundan, ağaç malzemenin rutubet kaybederek çekmesi halinde meydana gelecek ayrılma; geçirgen boşluk şeklinde olmayıp, ince bir derz görüntüsündedir.

Uygulamadaki zorluktan dolayı, genellikle geometrik kompozisyonların kullanıldığı bu teknikle, istenilen geometrik süslemeler elde etmek mümkündür. Bu nedenle gerçek kündekâri tekniği, hem süsleme hem de birleştirme (montaj) tekniği özelliği taşır. Ayrıca, büyük darbe ve dış kuvvetlere karşı koyma gücünü artırmak için omurga çıtalarının bir kısmı narlama olarak kullanılır.
Kündekâri tezyinat tablasını oluşturan elemanlar konum, biçim ve işlevlerine göre sınıflandırılır.
Omurga sistemi
Tezyinat tablası üzerindeki iç dolgu parçalarını çevreleyerek kuşatan, omurga çıtaları ve narlamalardan oluşan genel çatkıya "omurga sistemi" denir. Omurga sistemi, tezyinatta kullanılan motifin çizgileri ile aynı eksendedir. Dolayısı ile bir anlamda omurga sistemi, motifin belirleyicisi konumundadır. Bu konumu ile tezyinatın en Önemli elemanı özelliğini taşımaktadır.
Gerçek kündekâri uygulamalarında omurga çıtaları ve narlamaların birleştirilmesinde tek zıvanalı, çift zıvanalı veya yabancı çıtalı-zıvanalı geçme tekniği uygulanır. Bu birleşim yerlerinde, geçme tekniğine ilâve olarak çivi, vida gibi bağlantı elemanı veya tutkal kullanılmasına gerek yoktur.
Omurga çıtası
Omurga sistemini oluşturan 30-40 mm kalınlık, 22-35 mm genişlikte, boyları ve uç geometrisi ise tezyinatta kullanılan motifin şekline bağlı olarak değişen elemanlara "omurga çıtası" denir. Omurga çıtasına görünüm zenginliği kazandırmak için üst kısmına pah kırılır, değişik şekillerde profil açılır ve/veya flato uygulanır.
Değişik profil ve kesitlerde omurga çıtaları (Ölçüler mm)
Narlama
Omurga sisteminde, kendisiyle zıvanalı birleşen omurga çıtalarını tek eksende toplamak suretiyle; sisteme dik yönde gelen kuvvetlere karşı direnç oluşturan ve eksenin iki ucu arasında kesintisiz devam eden omurga çıtasına "narlama" denir. Narlama işleminin gerçekleşebilmesi için omurga sistemindeki düzenlemede, aynı eksen üzerinde birbirini takip eden omurga çıtaları bulunmalıdır. Bu durumdaki omurga çıtaları kesintili yapıdan kurtarılıp, eksen boyunca tek parça olarak devam ettirilerek narlama işlemi gerçekleştirilir.
Omurga sisteminde narlamanın konumu
Narlama, kullanılan motifin şekline bağlı olarak, tezyinatın ön yüzeyinden iç dolgu parçalan veya diğer omurga çıtaları tarafından bölünmüş gibi görünmektedir. Hatta, bu görüntüsü nedeniyle ön yüzeyden tanınması da zordur. Ön yüzeyden bölünmüş gibi görünse de, alt yüzeyden bütün olarak devam ederek dış kilitleme çerçevesine veya taşıyıcı sisteme bağlanmaktadır. Tezyinat tablası üzerinde bulunan ve eksen teşkil eden diğer omurga çıtaları da narlama olarak kullanılmaktadır. Resim de narlamanın sistem içindeki konumu, ön yüzeyden (a) ve arka yüzeyden (b) gösterilmiştir.
İç dolgu parçası
Omurga sistemini teşkil eden profilli çıtalar arasına yerleştirilen; kalınlığı 16-20 mm olan, diğer boyutları ise kullanılan motifin şekline göre, profilli çıtalar arasında kalan boşluğun geometrisine uygun olarak hazırlanan üçgen, kare, yıldız, paralelkenar, dikdörtgen, beşgen, altıgen, gibi geometrik şekilli ahşap parçalar "iç dolgu parçası" olarak isimlendirilir.
İç dolgu parçalarının kenarlarına lamba veya 3-4 mm derinlik, 5-6 mm genişlikte kiniş açılır. Üst kenarları, görünüme zenginlik kazandırmak amacıyla pahlı veya profilli olarak şekillendirilir Ayrıca, iç dolgu parçası yüzeyinde oyma ve/veya sedef, kemik, fildişi, gümüş vb. malzemelerle kakma çalışması da yapılabilir.
İç dolgu parçası-omurga çıtası ilişkisi (ölçüler mm)
İç dolgu parçası, omurga sistemini oluşturan çıtalarda bulunan karşılıkları ile geçmeli olarak birleştirilir. Birleşme noktalarında tutkal veya bağlantı elemanı kullanılmaz. Ayrıca, iç dolgu parçası, ağaç malzemenin rutubet alarak yüzeysel genişlemesini serbest bırakmak için omurga çıtaları arasında kalan boşluktan daha küçük yapılır.
Dış kilitleme çerçevesi
Dış kilitleme çerçevesi, iç dolgu parçası, omurga çıtası ve/veya narlamadan oluşan parçalı yapıyı, dış kenarlardan kuşatarak kararlı bir yapı haline getirmek amacı ile kullanılır. Çerçeve çıtaları, omurga sistemindeki çıtalardan daha geniş olup, iç kısımları omurga çıtasının bir kenarı ile aynı detaya sahiptir. Dış kısımları ise işin özelliğine göre kapı sereni veya taşıyıcı sisteme uygun bir konstrüksiyon ile birleştirilir.
Dış kilitleme çerçevesi ve sistem içindeki konumu (ölçüler mm)
Gerçek kündekâri uygulamalarında, dış kilitleme çerçevesi ile taşıyıcı sistem, iç dolgu parçası ve omurga sitemini oluşturan profilli çıtaların birleşim noktalarının tamamında geçme tekniği uygulanır.
Taklit kündekâri
Gerçek kündekâri uygulamalarına göre daha az ustalık gerektiren ve daha kaba olan taklit kündekâri, yapım yöntemlerine göre sınıflandırılır.
Oyma ve çakma kündekâri
Görünüm bakımından gerçek kündekâriye benzeyen oyma ve çakma kündekâri tekniğinde, ahşap blokların yan-yana birleştirilmesi ile istenilen boyutlarda tabla ve gerekli miktarda omurga çıtası hazırlanarak işleme başlanır. Perdahlanan tabla yüzeyine kullanılacak motif çizildikten sonra, omurga çıtalarının yerleri kiniş halinde oyulur. Kinişlere, birleşme noktalarındaki arakesit açılarına uygun şekilde boylan kesilen omurga çıtaları tutkal ve/veya çivi ile tespit edilerek işlem tamamlanır. Omurga çıtaları, gerçek kündekâri tekniğindekilerle sadece ön yüzeyden benzerlik göstermekte olup, kalınlıkça daha az ve kenarları işlemsizdir.
Oyma ve çakma kündekâri tekniğinde iç dolgu parçalan, tabla ile aynı yapı bütünlüğü içerisinde olduğundan, ağaç malzemenin rutubet kaybederek daralması halinde, bloklar arasında ayrılmalar meydana gelebilmektedir.
Çakma ve yapıştırma kündekâri
Taklit kündekâri grubunun en az ustalık gerektiren örneğidir. Uygulamada; ahşap blokların yan-yana birleştirilmesi ile tezyinat boyutlarda tabla, gerekli miktarda iç dolgu parçası ve omurga çıtası hazırlanır. Perdahlanan tabla yüzeyine kullanılacak motif çizildikten sonra, iç dolgu parçası ve omurga çıtalarının tamamı bu yüzeye çivi ve/veya tutkal ile tutturulur.
Çakma ve yapıştırma kündekâri, yapılışındaki özelliğinden dolayı, "tarsi tekniği" ile benzerlik gösterir. Tarsi tekniği, ahşap üzerine farklı türde ahşap veya fildişi, kemik, sedef vb. parçaların yapıştırılmasıyla meydana getirilir ve "bir tür mozaik" şeklinde tanımlanır.
Görünüş olarak gerçek kündekâriye benzeyen, hatta, omurga çıtası veya iç dolgu parçalarının dökülmesi sonucunda ayırt edilebilen bu uygulamaya ait Örneklerin daha fazla olduğu düşünülmektedir. Ahşap malzemenin rutubet kaybederek daralması sonucu, tezyinat yüzeyinde düzensizlikler ve bloklar arasında açıklıklar oluşmaktadır.
Kafes işi kündekâri
Anadolu Selçuklu ahşap işçiliğinde görülen, özellikle minberlerin korkuluk kısımlarında kullanılan bir tekniktir. Gerçek kündekâri tekniğindekine benzer şekilde ahşap kirişler (omurga çıtaları), üçgen, kare, yıldız vb. geometrik formlar meydana getirecek şekilde geçmeli olarak birleştirildikten sonra, dış kilitleme çerçevesi ile kararlı yapı haline getirilir. Diğer bir ifade ile kündekâri tekniğinin kafes halidir. Konya Mevlâna Müzesinde sandukaların bulunduğu bölümdeki korkuluk, bu tekniğin güzel bir örneğidir.
Ender olarak ahşap kirişlerin arasına, içi arabesk dolgulu çokgenler, yıldızlar girer. Böylece omurgalar daha zengin bir görünüm kazanır. Ankara Alâeddin, Divriği Ulu, Kayseri Huand Hatun, Çorum Ulu Cami minberleri korkuluklarında bu ahşap işçiliği kullanılmıştır.
Kündekâride Kullanılan Yüzey Süsleme Teknikleri
Kündekâri tekniği ile yapılan örnekler, yüzeylerine uygulanan süslemeler ile daha zengin bir görünüm kazanır. Yüzey süsleme teknikleri, kapı seren ve kayıtlarında oyma, iç dolgu parçalarında ise oyma ve/veya kakma şeklinde yaygın olarak kullanılır.
Oyma
Ahşap süsleme teknikleri içinde en yaygın grubu oluşturur. Ahşap levhaların üzerine önceden belirlenen geometrik şekil, bitkisel figür veya yazı motifleri işlenerek, yüzeye hareket vermek ve görünüşe estetik değer kazandırmak için gerçekleştirilen süsleme tekniği olarak tanımlanır.
Oyma tekniği, Selçuklu döneminden itibaren kullanılmış olmakla birlikte, en zengin ve gösterişli eserleri genellikle XV. yüzyılda görülür. Bu teknik minber, mihrap, sanduka, kürsü, rahle, dolap kapağı, kapı ve pencere kanatlan gibi eserlerde; yazı, figür, geometrik ve bitkisel motiflerin uygulanılmasında kullanılmıştır. Oyma derinliği değişken olup, 1-20 mm kadardır.
Masif ya da kaplamalı yüzeylere değişik renk ve özellikte, masif ahşap veya kaplama, sedef, fildişi, kemik, bağa, Hindistan cevizi kabuğu, altın, gümüş vb. malzemelerin bir kompozisyon oluşturacak şekilde gömülmesi ile yapılan süsleme tekniğine “kakma", bu işi yapana ise "kakmacı" denilmektedir. Kakma yerine Fransızcası "marketri" veya Almancası "intarziye" terimleri de kullanılmaktadır.
İstanbul Yeni Cami kapı kanadında uygulanan kakma.
Osmanlı dönemi ahşap işçiliğinde, geçme tekniğinin yanı sıra kakma tekniğinden de yararlanılmıştır. Ahşap, sedef ve fildişi kakma olarak gruplara ayrılan bu teknikte perdahlanmış ahşap malzeme yüzeyine ince bir kalemle motif çizildikten sonra gömülecek malzemenin geometrisinde oyularak hazırlanan yuvalara, kakmalar yerleştirilerek yapıştırılmaktadır.